Hayatı Nasıl Güzel Yaşarız?

Çok sevdiğim ve çok değer verdiğim bir arkadaşım doğum günümde bana bir kitap hediye etti.. Kitabın ismi Gelecek 100 Yıl ve yazarı George Friedman.. Kitap 21.yüzyılda ülkelerin kültürel ,ekonomik , politik değişimleri  hakkındaki tahminlerini ve öngörülerini anlatıyor..

Benim bahsetmek istediğim aslında kitabın konusundan biraz farklı.. kitabın içinde geçen ,çok net ve çok doğru tarif edilmiş bir tanımlama hakkında.. George Friedman kitabında toplumların içindeki kültürleri şu şekilde tanımlıyor :

Kültürler üç durumun birinde yaşarlar. Birinci durum barbarlıktır. Barbarlar kendi köylerinin geleneklerinin doğanın yasası olduğunu ve buna uymayan kişilerin cezalandırılması gerektiğini düşünürler. Üçüncü durum çöküştür. Çökenler başka hiçbir şeyin kendi düşüncesinden daha iyi olmadığına inanırlar Onlar her şeye karşı bir küçümseme ile bakarlar. Onlara göre hiçbir şey savaşmaya değmez. Uygarlaşma ikinci ve en nadir bulunan durumdur. Uygarlaşmış insanlar kendi zihinlerinde iki karşıt düşünceyi dengeleyebilirler. Onlar bunların her ikisinin de doğru olduğuna inanırlar ve kendi kültürlerini bu doğrulara yaklaştırmaya çalışırlar. Aynı zamanda , onlar zihinlerini kendilerinin hatalı olabileceği olasılığına açık tutarlar.

Kültürler barbarlıktan uygarlaşmaya ve ardından çöküşe geçerler. Uygarlaşmış insanlar seçici olarak fakat etkin bir şekilde savaşırlar. Açık bir şekilde tüm kültürler hem barbar , hem uygarlaşmış hem de çürümüş insanlardan oluşmaktadır. Ancak her bir kültür bir ilke tarafından farklı zamanlarda etki altında bulunurlar.”

Bu tanımlamayı okuduğumda aklıma, hayatın olağan akışı içinde anlamlandıramadığım birçok diyalog ve konuşmalar geldi.. Şimdi ise konuşmalardaki sözler ve dialoglar artık eskisi kadar anlamsız değil.. Çevremde hayattan memnun olmayan ve sürekli şikayet halinde olan kişilerin bu tanımlamalardan barbar ve çökmüş kişilerin tariflerine uyduklarını farkettim. Çözüm aramak yerine , tüm zamanını sorunları anlatmakla geçiren bu kişiler , sorunları çözüldüğünde ise yeni bir sorun yaratmak için yeniden işe koyuyorlar.. Bu kısır döngü yine onları bu hayattan şikayet etmeye zorluyor..

Birde uygarlaşmış kişiler tanıyorum.. Sayısı beni mutlu edecek kadar fazla.. Gerektiğinde dertlerini paylaşıyorlar , gerektiğinde değer verdikleri insanların dertlerini dinlemek için çaba sarf ediyorlar.. Bu kişiler , barbar ve çökmüş insanlar gibi kendi iç dünyalarında hırs ve bencillik taşımıyorlar , kendi doğrularını her gün yeniden düşünüp sağlıklı öneriler fikirler üretiyor ve hayata çözüm arayışı penceresinden bakıyorlar.. Ben bu insanlara ailem, dostum, arkadaşım , sevgilim derken ne kadar şanslı olduğumu her seferinde yeniden hissediyorum..

Hayatta şanslı olmak veya kendi şansını yaratmak için bu kişiler ile hiç kopmayacak kadar sıkı bağlar kurmalısınız.. Bu bağ o kadar sıkı olmalı ki , bu kişilerin varlığı bile sizi mutlu etmeye yetmeli..

Hayat aileni ,dostunu, arkadaşını, sevgilini sevmekle güzel..

Sevgimle..

ergin

Özlemlerim..

En mutlu anlarımda aklıma gelen özlemlerim var benim.. O kadar ilginç ve bir o kadar çekici oluyorlar zihnimde canlandırdığımda.. Mutluluğu yaşamaya başladığım ve mutluluk hormonlarının metabolizmamda mutluluk zirvesini zorladığında , ansızın tüm zihnimi meşgul eden özlemlerim var..

Bir cumartesi günü Sultanahmet’ten Beyazıt’a doğru yürüyorum.. Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nin önünden geçerken hoş bir elma aroması kokusu alıyorum.. Bu kokunun peşinden gittiğimde.. Medresenin girişinde fotoğraf çeken turistler ve nargile için köz hazırlayan elemanlar görüyorum..  Amacım bir elma çayı içip elmanın kokusunu ve gezintimin mutluluğu yaşamak.. İşte o anda yeniden oluyor.. Özlüyorum..

Nargile içerken kitap okuyan bir üniversite öğrencisi bana bahar sınavlarına çalıştığım gecelerde içtiğim sigaraları hatırlatıyor.. Uzaktan geçen seyir halindeki arabaların hayal meyal kulağımda bıraktıkları uğultular , gecenin sessizliğiyle ve sigara dumanı ile birleşip beni uyuşturuduğu geceleri özlüyorum.. Karanlıktaki gülüşlerimi ve sınav kaygılarımı özlüyorum..

Bu özlemler bir daha bu denli mutlu olamayacağımı mı anlatmaya çalışıyor ? yoksa  daha mutlu olabilmek için özlemlerin şart olduğunu mu  ? anlamak istiyorum.. ve yine O anı özlüyorum..

ergin

İlk Yazı..

Selamlar..

Sosyal ! ağlar ile haşır neşir olduğum ilk günden itibaren bir blog oluşturmak istiyordum.  Google’ın blogger’ı bu iş için bana ilk başlarda uygun gibi gözüktü ama sonraları temaları ve kullanımı sebebiyle çekiciliği kaybetti benim nezdimde. Belli belirsiz aralıklar ile takip ettiğim çoğu sitenin/blog’un wordpress tabanlı olduğunu farkettim ve oluşturmak istediğim blog’u bu sebeple buradan yayınlamaya karar verdim.

Sevgiyle kalın..

ergin

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.